Osdemeervhysky’den Çeviren
Prof. Mustafa Erdoğan Sürat
Kısa Giriş Tekerlemesi
Kaza, ceza, eza-cefa;
Vefa, Vaşington, yafa;
Devrim, evrim, çevrim,
Allah kerim! Birey, kişi;
Devlet-İşi
Ve:
Öyküye Giriş
Bir sabah karımla,
En büyüğü sekiz yaşında,
Üç kızım, depremde can vermişti.
Mensubu bulunduğum ihtilalci komitenin
Geceler boyu sürüp gitmiş
Kritik toplantısı sona ererken,
Acı haberi vermişlerdi bana;
Azcık dikkatsizce, belki biraz erken
(Radyo haberlerinden naklen; şaşırmamıştım, zaten!)
Şaşılacak ne olabilirdi bu tür felaket haberlerinde?
Benim inkılapçı ülkemden çok çok ıraklarda,
“Türkiye” adlı bir yerde,
Bir üsteğmen, eşini ve iki kızını;
Lojmanının kazanı,
Patlarken teslim etmemiş miydi meleklere?
Yalnız kalarak ki, o yalnızlığa
Kerem sahibi, Kerim-Allah,
Dayanabilirdi ancak….
Adını acı bir ortaklıktan dolayı andığım Türk üsteğmen
Ağlayarak,
Acıda çoğalıp, mutlulukta yoğalarak
Selama durmuştu ölü canlarına.
Benimse bir gün sonrasına tasarladığımız
inkılapçı müdahale nedeniyle,
Ailemin son yolculuğunu bir ıslak mendil,
Çekinik bir iç çekiş, yahut hüngürdeyen kısa bir matem
İçin dahi
Kullanacak iznim yoktu billahi!
Öykünün Düğüm Noktası
Eşimle çocuklar, canımdan öte canlarım
Üç kızım, yarınlarım, bir yarım
Gömülmüştü,
Gömü haberleri de gelmişti!
Tez elden bir karar aldım,
Ta beynimle kalbimin ortak damarlarının attığı
o acılı yerden:
Cenazelerin toprağa verilişini manşetten giren,
Gazeteleri bir daha görmemek,
Yaramı ellerimle kanatmamak için
Belki eski tarihli ve günün resimleriyle edilmiş tezyin
Basına, basın eklerine
On yıl süreyle bakmayacaktım
Kesinlikle!
Belki de inkılap ateşi içre soğuttuğumuz alevleri,
Karısını ve masum yavrularını kaybetmekten dolayı
maruz kalınan büyük kederi,
İnkılap gereği
“Tetikte olmaya” ihanet ettiğimiz bir an,
Anımsamaya-hem de fotoğraflarla-
Dayanamazdı hiçbir insan!
Çözüme Doğruluş
Gün gelip saat çalınca
Komitemiz devlet yönetimine el koymuş,
İnkılabın başladığını,
Mısırdaki sağır sultan duymuş
Kraliyet yanlılarının ibresi ise
Bizimle,
Kendi yurttaşlarından oluşan komitenin inkılap ordusuyla
Savaşma yönüne kaymıştı!
İç-Harp başladığında mevsim kıştı,
Köy yolları kapalı
Bazı nehirler donmuş,
Ormanlar napalm bombaları yüzünden zemheride yanmış
Kent içlerinde asayişsizlik,
Fuhuş, soygun, kapkaç, gasp
Fakirlik zirvede
Veee
Adeta olağan işlerden sayılıp,
Halkı günlük yaşamdan neredeyse alıkoymuştu.
Kraliyet taraftarları,
Güneye ve Kuzey doğuya hakimdiler,
Doğunun-Batının,Ortanın istikrar ekseninde
İnkılap ordumuz o günlerde egemendi ana çizgiye
Benim üniversite yıllarımda tanıdığım,
Anna veya Suzanna
Henüz girmemişken ergenlik çağına,
Tanıdığım komşu torunu!
Tam da şimdi genç kızlığını yaşarken
Kuzeydoğu cephesinde mahzur kalmış
çaresiz ahaliye karışmıştır, kader ve başsız sonu;
Ki, adresinde bulunamıyordu.
Düşündüm ki,
“Başına muhakkak bir şeyler gelmiştir”
Şimdi;
Hem savaşın bilfiil içerisinde yer almış olmak,
Hem de komşu torunu müstakbel gelin adayımı
Buluvermek umuduyla
Sevkiyatta yer almak vardı;
Fakat geç kalabilirdim, zamanım dardı!
Yarınlarımıza Doğru
Ben zamanı kaybettim; trenler, uçaklar kalktı
İnkılap Komitemiz kazandığı her savaştan
yeni yeni savaşlara aktı;
Bulamadım Anna’yı Suzanna’yı, onlar iznimizce vardı;
Gerçek ihtilal öykümüzde hayali idiler, sanallardı.
Şimdi sabahları yaverim uyandırıyor beni,
Elinde bir deste eylem planıyla;
Komitede hep yükseldi, bulunduğum mevki,
Yükseldi yükseldi, utanılacak seviyelere geldi.
Kimbilir, şimdi ben başkomutan olmuşumdur, Mahcubiyetim itirafıma engeldir, Beethoven dinlerken;
Herkesin anlaması gereken şudur,
Bu öyküde sonuç bildirmek için henüz çok erken!
