-Bediüzzaman Said Nursi-
88 yıllık uzun ve bereketli ömrüyle tarihimizin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Bediüzzaman’ın günümüzde tam olarak anlaşıldığını söylemek zor. O’nun çileli ve bir o kadar da bereketli ömrüne sığdırdığı “İman ve Kur’an” mücadelesi, marifetli sözleri ve ortaya koyduğu eserleri bütün dünyada hale hale yayılarak insanlığın istifadesine sunulmuştur.
Günümüzde fikri cereyanların insanı fıtratından uzaklaştırıcı özellikler taşıdığını, ruhi ve akli yönden yıpratıcı olduğunu hepimiz görmekteyiz. İnsanların evlerinde, işyerlerinde, çevre ve içtimai hayatlarında mutlu olamadıkları bir vakıadır. İntihar, stres, ahlaki yozlaşma, bunalım, haset, kin gibi ne kadar kötülük varsa, aslî değerlerimizden uzaklaştığımız için pençesine almıştır bizi. İşte Bediüzzaman’ın ömrünü adadığı iman hakikatleri olan Risaleleri, günümüzün bu hastalıklarıyla mücadele etmek için son derece mühimdir.
Bediüzzaman’ı anlamak için, onun yaşam öyküsü çok iyi irdelenmelidir. Yetişme tarzını, mizacını, mücadele metodunu, ilmî ve dünya görüşünü, eserlerini ve modern dünyayı etkileme biçimini iyi incelemek gerekir. Çağımızın en büyük hastalıklarının başında gelen inkâr ve küfür karşısında rahatsız olan her vicdan sahibi insanın imdadına bir can simidi gibi yetişen Bediüzzaman, bu hastalıklarla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini gözler önüne sermiştir. Bütün ömrünce öğrendiği şeyin “muhabbete en layık şey muhabbettir ve husumete en layık şey husumettir” diyerek sürekli uyanık bir iman, derin bir muhakeme gücü, onur ve mücadele azmini temsil eden ulu bir çınar olarak kalbimizdeki yerini almıştır.
Bediüzzaman’ın bir başka özelliği de eserlerinde derin bir tasavvufi/irfani dünya görüşüne sahip oluşudur. Mücadele dönemlerinde etkin olan materyalist ve pozitivist düşüncelere karşı geliştirdiği argümanların belirli bir kalıp çerçevesinde ele alınması, o’nun çok yönlü kişiliğinin sınırlandırılması anlamına gelir. İşte Bediüzzaman’ın bu çok yönlü kişiliğinin temelini teşkil eden tasavvufi anlayışı kıymetli yazar Sadık Yalsızuçan’ın titiz bir çalışmasıyla okuyucunun istifadesine sunuldu. Bediüzzaman’ın Risalelerinde tasavvufi/irfani fikirleri tasnif ederek, tasavvufi/irfani geleneğin öncüleriyle takipçilerinin bu konudaki fikirlerini karşılaştırmaktadır. Kitabın yüz on beş sayfalık giriş kısmı, Bediüzzaman’ın tasavvufi/irfani görüşünün incelendiği kıymetli bilgiler içermektedir.
“Tasavvuf Seması ve Yıldızlar” başlığıyla ele alının giriş yazısı şu temel konu başlıklarıyla devam etmektedir: “Tasavvuf İrfanının Tedvini. Marifetin Nihai Düzeyine Doğru. Gazali’nin Tasavvuf Mirasına Katkısı. İrfan Semasının En Parlak Yıldızı: Şeyhü’l Ekber. İbn Arabi ve Bediüzzaman. İrfani Geleneğe Mensup Bir Külliyat olarak Risale-i Nur. Bediüzzaman’ın Seyr-i Sülûkü. Bediüzzaman’ın Şeyh-i Ekber’e ve Diğer Sufilere ilişkin Görüşleri. Risale-i Nur’da Vahdet-i Vücud ve Vahdet-i Şuhud. Bir Tasavvuf Risalesi: Telvihat-ı Tis’a.” Tasavvuf Risalesi/Bediüzzaman Said Nursi adlı bu kitabı önemli kılan asıl şey Sadık Yalsızuçan’ın çok haklı olarak vurguladığı Bediüzzaman’ın “Zaman tarikat zamanı değildir” meşhur sözü ve yorumlanış biçimidir. Üstad’ın bu meşhur sözünden hareketle izleyicilerinin tasavvufi/irfani geleneğe mesafeli durmaları, Bediüzzaman’ın bu engin okyanustaki yerini gözlerden kaçırmak anlamına gelir. Böyle sakıncalı bir yorumlanışın varlığından olacak ki, Yalsızuçan bu konuda şu önemli tespiti yapar: “Zaman tarikat zamanı değildir” sözü, “Hiçbir zaman tarikat zamanı değildir” biçiminde okunmuştur çünkü. Bu yanlış okuma, “bir zamanlar tarikat zamanıydı’yı içerir biçimde doğru gerçekleşmiş olsaydı, Risale-i Nur’la ilişki kurmuş insanların, tasavvuf irfanına bakarken hem bir zemine sahip olmalarını gerekli kılardı, hem de doğru bir yerden bakılmasını sağlardı” (sh. 108).
Yazarımız bu çok haklı tespiti yaptıktan sonra, Bediüzzaman’ın tarikat nedir? sorusuna verdiği cevabı nakleder: “Tarikatın gayesi, marifet ve iman hakikatlerinin inkişafıdır. Hz. Peygamber’in (asm) miracının gölgesinde, kalp ayağıyla bir ruhani seyr-i süluk neticesinde, zevkî halî ve bir derece şuhudî iman ve Kur’an hakikatlerine mazhariyettir. Tarikat, bu maksadı takip eden, ulvi bir sırr-ı insani ve beşeri bir kemaldir.” (sh. 109).
Üç yüz yetmiş altı sayfalık Tasavvuf Risalesi/Bediüzzaman Said Nursi kitabı, Bediüzzaman’ın tasavvuf hakkındaki görüşlerini bir arada toplayarak modern zamanlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz metinlerin okunmasına imkân sunmaktadır. Risale-i Nur okuyucuları için büyük bir ihtiyacı karşılayan bu kıymetli çalışma için değerli insan Sadık Yalsızuçan’ları tebrik etmek istiyorum. Allah’ın halifesi olan insanın yeryüzündeki yolculuğunda hikmetin peşine düşmüş bir salik olan Sadık Yalsızuçan diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de modern insanın kalbine rahmet ışıltılarıyla sesleniyor…
