Önce bir ülkeyi ekonomik ve siyasi olarak kendine bağımlı hale getireceksin iktidardaki hükümet sana muhalefet ederse veya seninle aynı kulvarda koşmazsa bir bahane bulup dünya emperyalizminin de desteğiyle ya ambargo uygulayarak halkı mevcut iktidara karşı isyan ettireceksin ya da savaş ilan edeceksin. Sonra sana itaat edecek birilerini bulup iktidara getireceksin. İşte ABD emperyalizminin özellikle halkı Müslüman ülkelerde uyguladığı sömürgeleştirme politikası.
ABD emperyalizminin, 1979 yılına kadar, önemli bir karakolu olan İran’da İslam Devriminin gerçekleşmesiyle; bu ülkedeki çıkarları kaybolan ABD, girdiği şoktan kurtulmanın ve prestijini kurtarmanın yolunu; Irak’ı, İran’a karşı savaşa sürüklemekte bulmuştu. 8 yıl süren savaşta İran’la başa çıkamayacağını anlayan ve savaş sürdükçe İran’ın Müslümanlar arasında daha da sempati topladığını görünce, dünya emperyalist güçlerinin de desteğiyle İran’ı savaşı durdurmaya zorlamıştı.
Devrim ABD’nin çıkarlarını yok etmekle kalmamış; başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerine de sıçrama korkusunu getirmişti. Etkisini, en çok İsrail’e karşı kurtuluş mücadelesi veren Filistinli Müslümanlar üzerinde gösteren ve Hizbullah’ın Lübnan’da iktidara ortak olmasına ilham kaynağı olan devrim, emperyalizm için gün geçtikçe kokulu bir rüya haline geldi.
Önemli bir karakolunu kaybetmesi ve dünya politikasını birlikte belirlemede; alternatifi olan Sovyetler Birliğinin dağılma sürecine girmiş olmasından dolayı kendi iç sorunlarıyla meşgul olması sonucu tek başına kalan ABD, bölge üzerinde etkinliğini sürdürmek için kendisine düşman olarak İran’ı dolayısıyla İslam’ı bir tehdit unsuru olarak görmekteydi haklı olarak. Çünkü; İran’ın, Sovyetler Birliği gibi onunla perde arkasında bölgeyi paylaşmaya yanaşmayacağını biliyordu .
İran’da yeniden yeşeren İslam ağacını kökünden kurutamayan ABD emperyalizmi, “Devrimi İhraç Politikası”nı bahane ederek İran’a komşu olan ülkelerdeki olası İslamî Gelişmeleri bastırmak için Müslümanları İrancı, Humeynici, kökten dinci yakıştırmasıyla mahkum etmenin yollarına başvurarak onun (İslam’ın) dallarını kesme yöntemlerini denedi sözkonusu ülke hükümetleri eliyle. Bu ülkeler içinde jeopolitik konumu dolayısıyla bölgede önemli bir yer işgal eden Türkiye’nin ABD için öneminin, çıkarları gereği, daha da arttığını; New York Times’ın 13 Eylül (1980) tarihli başmakalesindeki: “ Afganistan’ın işgali ve İran devriminden sonra Türkiye’nin Washington için önemi demokratik ideallerin ötesinde gibi gözüküyor.....” (Güldemir, Ufuk, Kanat Operasyonu s.7) Amerikan Yahudi lobisinin etkisindeki bu yayın organının, Türkiye’nin öneminin, özellikle İran devrimiyle bağlantılı olarak, artığını ileri sürmesinin amacı: Türkiye’yi, İslam’a karşı, İsrail’le işbirliği yapmaya yönlendirmek olduğunu takip eden yıllarda yapılan ikili anlaşmalarla ortaya çıkmıştı.
