Bir esmer an olur zaman,
Sen aklıma düşersin,
Gözlerin yüreğime düşer.
Gülümser çiçekler gülümser kuşlar.
Ellerin gül gül tablolaşır.
Saçların dalga dalga efsaneleşir.
Sabahı özleyen gecelerde.
Saçlarının her teline bir dize yazılır.
Kuğu boynunun gölgesi vurur gönlüme.
Hayalin belirir güzelliğinle,
Zamanı durdurmak isterim.
Erguvanlar açar içimde.
Bir esmer an olur zaman,
Sen aklıma düşersin,
Gözlerin yüreğime düşer.
Gülümser çiçekler,gülümser kuşlar.
Güllerin gölgesi,
Kuğu boynunun gölgesiyle karışır.
Kokunu getirir esen rüzgâr.
Veda Ederken
31 Ocak 2010
Veda Ederken
Gönüller Hüzün Yumağı Olmadan
İbrahim Kilik
--------------------------------------------------------------------------------
Türkiye Yazarlar Birliği bünyesinde açılan, 16. Dönem Yazarlığa Hazırlama Semineri’ne renk katan, anlam katan birlikteliğimiz hitamında yüreğime düşen şebnemi, dostalarla paylaşmak; onalara veda babında bir şeyler söylemek cehdiyle yazdığım birkaç satır.
--------------------------------------------------------------------------------
Semaya çıkarken hep suyun ahı.
Cezbeder demliği çayın siyahı.
Çay ki coşkuların hası gümrahı.
Ahını kendine saklar semaver.
Sanki duadadır dudakta buğu.
Çayın hoş buğusu sarar boşluğu.
Aydınlatır gözlerdeki loşluğu.
Cümle kiri pası paklar semaver.
Çay bardakta tavşan kanı ışıldar.
Sinelere huzur süKûn fısıldar.
Su ateşle imtihanda fışıldar.
Konuklara bizi aklar semaver.
Koyu sohbetlerin menbaı odur.
Onsuz meclislerin sohbeti bodur.
Özüne aldığı konuğu sudur.
Bize çay sunmasa çatlar semaver.
Ankara,30.04.2009 İ.K
ah dost!..
yine mi ayrılmak düştü satırlara...
ayrılmak..
bir bebeğin sıcak nefesinde bulduğun yakınlığı kaybetmek,
uzaklaşmak bebekliğinden,
uzaklaşmak kendi nefsinden,
ve yüreğinde biriktirdiğin tüm mutlulukları yakmak,
ayrılık...
...
Bir kutsal kapıdan, büyük bir cesaretle geçip… Hayatının ilk yarışını kazanıp…
Yaşamaya,
Yaşlanmaya,
Yaş-lanmaya,
Yanlışların içine,
Hoş geldin bebek…
El değilmemiş tertemiz bir bardakta bembeyaz bir su, bir süt gibi... Sevgi kokulu tomurcuk, münzevi dolaşan yüksek bir bulut, basılmamış kar…
Kaç, kimse kopartmasın seni,
Kaç, kara bulutlardan,
Kaç, basmasınlar pürüzsüz yüzeyine!
