Bahadır Boysal’ın çizgi karakteri Büşra’nın sinema filmi sinemalarda gösterime girdi. Son 20 yıldır görünüşte başörtülü kızlar konusunu hararetle tartışan ama aslında İslamla arasındaki meselesini çözememiş bir siyasetin hüküm sürdüğü Türkiye’de “Büşra” önemli bir film olarak görülebilir. Zira filmin başkarakteri başörtülü bir kız ve konusu da bu kızın modern hayatta karşılaştığı sorunlar olunca film daha da dikkat çekici bir hal arz edebiliyor. Nitekim film üzerine birçok köşe yazarı eleştirilerini yazmakta gecikmedi.
-Onu neden öldürdün?
-Kimi?
-Rachel’ı seni aşağılık herif.
-Ben öldürmedim.
-Sen iğrenç bir adamsın Savaş Gerçek. Midemi bulandırıyorsun. Rachel’ı gözünü kırpmadan öldürdün. Hem de hepimizin gözleri önünde. Hem de hiç acımadan. Bir de inkâr ediyorsun. Bayağının aşağısı, aşağının da bayağısı birisin sen!..
-Rachel’ı ben öldürmedim. Ben kimseyi öldürmedim.
-Kimseyi öldürmedin ha? Milyonlarca ceset var senin kalbinde Savaş Gerçek. O cesetler sayesinde kalp kapakçıkların kasılıp gevşiyor. O cesetler sayesinde nefes alıp veriyorsun sen.
Her insanın, İstanbul’a dair söyleyeceği sözleri vardır kuşkusuz. Ben de İstanbul’a layık olmasa da dilimin döndüğünce birkaç kelam etmek istiyorum.
Gerçi, bizden evvel gelenler, tarz-ı kadim usulünce; söylenebilecek en güzel sözleri söylemişler İstanbul için. Divanda, dergâhta ,bargâhta ve dahi gök kubbede yankılanmış söylenen söz incileri.
Nice cihangirler kaptırmış İstanbul’a gönlünü. Nice usta şair, kalemini açmış özenle ona methiye yazmak için. Hokkasına dividini banmış, yerine göre kan çekmiş yüreğinden mürekkep yerine…
TADI YOK
Düşlerin kapılarını kapatmışlar
Giriş yok
Vuslatı zindana atmışlar
Çıkış yok
Sancı sokak çocuğudur içimde gezinen
Adı yok
Yaşarım
Onun da hiç tadı yok
“Haiti’de 7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Binlerce kişi enkaz altında ölüm kalım mücadelesi veriyor.”
Spikerin söyledikleri pencerenin buğulu camında yazıya dönüştüler ve birkaç dakika içinde kayboldular.
