Doğumhanenin kapısının önünde bir sağa bir sola gidip geliyorum. Dudaklarım kıpır kıpır. Bir duayı dillendiriyorum. Biraz ilerde babam ve kayınpederim sohbet ederek birbirlerine moral veriyorlar. Karşılarındaki sandalyelere annem ve kayınvalidem oturmuşlar. Kol kolalar. Gözlerinde umutlu ama bir o kadar da tedirgin bir bekleyiş var. Zaman geçmek bilmiyor. Adımlarım sıklaşıyor. Kalbim sıkışıyor. Aklıma hep en kötü senaryo geliyor. Birden doğumhanenin kapısı açılıyor. Yüreğim, su içen kuş misali buharlaşma enerjisiyle çalışıyor adeta. Kanımın buharlaştığını hissediyorum.
Çayla seni birlikte yad etmemi yadırgasa da bilmeyenler, çayımın duru rengi gözlerini çağrıştırır hep. Çayın buğusunda, buğulu bakışlarını hayal ederim. Demlikle semaverin ünsiyetine imrenirim. Çaya attığım şekerle erir, bal rengi gözlerine hasret yüreğim. Hasretin demi çayımın demiyle hem dem; lakin ben sana hasretim. Hasret, siyah bir gül bağrımda açan. Sen bir cerensin hep benden kaçan.
Hayal hayal el edersin bana uzaklardan. Gam denizinde, su alan bir sandalda çabalayıp dururum; iklimine ulaşamam. Sen dahil, bu hâlimi kimselere anlatamam.
5 Haziran 2009 Cumartesi günü Hakan Albayrak'ın Türkiye Yazarlar Birliği genel merkezinde konuşmacı olarak bulunduğu toplantıya katıldım. Albayrak, hıncahınç dolu salondaki aşırı sıcak ve havasız ortama rağmen hepimizi heyecanlandıran şeyler anlattı. Oldukça yorgun görünüyordu, beş gündür uyumadığını söyledi ama heyecanı biz dinleyicilere bile sirayet edecek kadar yoğundu.
Sonradan notlar almadığıma pek hayıflandım. Aktarmak istediğim birçok konuyu hafızamda kalanlardan toparlamak zorunda kalacağım... Hatırlayabildiğim kadarıyla Hakan Albayrak şunları söyledi:
Bahadır Boysal’ın çizgi karakteri Büşra’nın sinema filmi sinemalarda gösterime girdi. Son 20 yıldır görünüşte başörtülü kızlar konusunu hararetle tartışan ama aslında İslamla arasındaki meselesini çözememiş bir siyasetin hüküm sürdüğü Türkiye’de “Büşra” önemli bir film olarak görülebilir. Zira filmin başkarakteri başörtülü bir kız ve konusu da bu kızın modern hayatta karşılaştığı sorunlar olunca film daha da dikkat çekici bir hal arz edebiliyor. Nitekim film üzerine birçok köşe yazarı eleştirilerini yazmakta gecikmedi.